Buluta Yatırım: Geleceğe Yatırım – I

Murat Kaya
IBSS SAP İş Zekası Danışmanı

Bulut platformu işletmelere nasıl fayda sağlıyor?

Fiziksel bir sunucuya ihtiyaç duyan, tüm kritik verinin şirket içindeki (düzenli olarak güncellemeye ihtiyaç duyan) bir donanım üzerinde saklandığı geleneksel veri yönetim sistemlerinden buluta doğru hızlı bir geçiş dönemi yaşıyoruz. Öyle ki; Türkiye’de bulut platformuna geçişin önümüzdeki 10 yıl içinde yüzde 80 seviyesine kadar tamamlanacağını öngörmek mümkün.

Bulutun yapısında yer alan doğal avantajlar, hiç kuşkusuz bu geçişi önemli ölçüde hızlandırıyor. Bulut platformu; kullanıcıların verilerine, bilgilerine, uygulama ve sistemlerine, herhangi bir şirket içi donanıma ihtiyaç olmaksızın, internet üzerinden erişmelerine olanak tanıyor. Böylelikle işletmeler sabit bir sunucu ve depolama ünitesi gibi maliyeti yüksek donanımlar satın alma derdinden kurtuluyor. Dahası, bulut servislerinin yüksek ölçülebilirliği sayesinde, bu hizmeti alanlar kullandıkları kadar ödeme yapıyor. Şirketlerin IT departmanları da sunucu yönetimi, yazılım güncellemesi gibi yükleri ortadan kaldırdığı için buluta geçişi destekliyor. Temin edilen bulut hizmetinde sunucu kapasitesini ihtiyaca göre anlık olarak artırmak veya azaltmak mümkün oluyor ve bu sayede benzersiz bir esneklik sunuluyor.

Bulut demek güvenlik demek

Şirketler arası veri paylaşımı, başlı başına bir sektör olmaya doğru gidiyor. Ancak geleneksel yöntemlerde bunu yapabilmek için, şirket dışı bir kullanıcıya sunucuya erişim izni vermek gerekiyor. Bu da ciddi bir güvenlik riski oluşturuyor. Oysa bulut tabanlı iş süreçlerinde, sadece paylaşılacak veriyi bulutta dışarıdan erişime açık hale getirmek mümkün. Bu da temel güvenliğin her zaman koruma altında olmasını sağlıyor.

SAP bulutta neler sunuyor?

Kurumsal iş uygulamalarında lider konumda bulunan SAP; bulut platformunu temin etme yöntemine göre üç ana başlığa ayırıyor. Bunlar SaaS (servis olarak yazılım), PaaS (servis olarak platform) ve LaaS (kiralama yöntemi) olarak sıralanıyor.

SaaS modelinde uygulamalar kurumlara internet üzerinden sunuluyor. Bu modelde müşteriler SaaS uygulamalarına doğrudan bir web tarayıcı aracılığıyla erişiyor. Böylece herhangi bir donanım ya da yazılımın satın alınması, kurulumu, güncellemesi veya bakımıyla uğraşmak gerekmiyor. SaaS sağlayıcı firma, tüm bunlardan sorumlu bulunuyor ve kullanıcıya her zaman en güncel sürüm ile hizmet ediyor.

PaaS modelinde ise bulut platformunun yanı sıra geliştiricilere kendi bulut uygulamalarını geliştirip kurabilecekleri araçlar da sunuluyor. Kullanıcılar PaaS’a bir yine bir web tarayıcı üzerinden erişim sağlıyor. Bu sayede altyapıda kullanılan donanım ve yazılıma herhangi bir ödeme yapılmıyor. PaaS ile geliştiriciler, kullanmak istedikleri özelliklere abonelik modeliyle erişim sağlayabiliyor.

LaaS modelindeyse bulutun altyapısını oluşturan sunucu, network, depolama ve işletim sistemi gibi IT kaynakları, şirketlere kullanıcı başına ödeme sistemiyle kiralanıyor. LaaS sağlayıcı firma altyapıyı kendi bünyesinde barındırıyor ve sistem bakımı, yedekleme gibi süreçleri yönetiyor. Böylece müşterilerin donanımı satın almasına, şirket içinde barındırmasına ya da bu donanımla ilgilenecek yetkililer istihdam etmesine gerek kalmıyor.

SAP yeni nesil yüksek performanslı iş zekası çözümlerini, SAP BusinessObjects Cloud adlı yeni ürününde bir araya getiriyor. Bu çözüm özellikle hızlı kurulumu ve yüksek verimliliği sayesinde şirketler tarafından sıklıkla tercih ediliyor. Bu blog serisinin bir sonraki bölümünde, SAP’nin BO Cloud çözümünü mercek altına alacağız.

Facebook
Twitter
Email
Print